 |
|
| |
|
| |
|
Pazara Gel |
“Haydee batan geminin malları bunlar, koş vatandaş koş, yetişen alıyor, sona kalan boşa kalır.” İşte genellikle semt pazarlarında duyduğumuz tabirlerden bazılarıdır bu sözcükler. Çığırtkanlar gün boyu müşteri çekmek için birbirleriyle bu sözcüklerle yarışırlar. Domates, biber, patlıcan veya kadın erkek iç çamaşırları pazarlanır, aslında bu sözcüklerle. Ancakkk bugünlerde sözcükler aynı kalmak kaydıyla satılan ürünlerin niteliklerinde önemli değişiklikler yaşanmaya başladı, bilmem duydunuz mu?
Evimde oturmuş ünlü bir TV kanalının ana haber bülteninde siyasi gıdamı almak üzere iken, bir de ne göreyim? Çığırtkanın biri yine bağırarak müşteri topluyor. Bayağı da kalabalık başı, demek işler iyi diyorum tam kendime. Bir de ne göreyim? İnanamayacaksınız ama adam BEYAZ EŞYA ve ELEKTRONİK satmakta. Evet sakın yanlış okudum galiba hissine kapılmayın. Hem de yerli üretim ünlü markalar pazarlanıyor, semt pazarlarında. Çamaşır makineleri, buzdolapları, Plazmalar, LCD ler ve aklınıza gelebilen tüm mağaza ürünleri satılmakta. Hem de kredi kartına peşin fiyatına 12 – 18 taksit. “Herhalde rüyadayım.” diyorum kendime, ama değil. Çünkü sonraki haberde yine güncel sorunumuz olan ergene konun son dakika gelişmesi vardı, sıcağı sıcağına.
Pazarda satılan beyaz eşyaları görünce sektörümüz ile ilgili konuşacak pek bir şey kalmıyor bizlere. “Burası Türkiye, bunu da görecekmişiz.” diyorum kendime. Neyse, sektörümüzün geldiği son durumu kısa ve net şekilde özetleyen bu trajikomik olay bize bazı gerçekleri de göstermektedir. Aslında yaşanan bu sürece aniden gelmedik. Üreticilerin fazla üretimleri, bayilere stok bindirmeleri, kotalar gibi etkenler bu süreci tetiklemiştir. Bunun yanı sıra güçlü olmayan bayi yapısı zaman içerisinde ödeme dengelerinin kurulamaması, günü kurtarmaya dönüşmüştür. İşte günü kurtarma yarışına giren güçsüz bayiler bu olayların yaratıcıları dır. Bu şekilde belki gün kurtulmuş, ancak yıllar kaybolmuştur.
Bundan sonra neler olur? Neler yaşanır? Pek bilemeyiz ama bu yara biraz zor kapanır, kapansa da izi kalır gibi görünüyor. Yine de yaşanan sorunları biliyorsunuz. “Hani önerileriniz?” der gibisiniz. Hemen dilimin döndüğünce izah edeyim o zaman; Öncelikle üreticiler ürünlerinin takibini daha sıkı yapmalıdırlar. Ürünlerini ayağa düşürenlerden hesap sormalı ve infaz yapmalıdırlar. Ticaret yaptıkları bayilere daha fazla destek vermelidirler. Bu şekilde güçlü bayiler oluşturmalılar ve yollarına onlarla devam etmelidirler. Ayrıca stok bindirmeden mutlaka vazgeçmelidirler. Gerçi yıllardır bunu yazıyoruz pek bir şey değişmiyor, ama yine de tekrarlayalım.
Sonuç olarak sözü fazla uzatmadan bu acı durumu çok güzel özetleyen günümüzün önemli deyişiyle yazımıza son verelim. ‘’Talep varsa uzayda, pazarlanır mal pazarda..” Saygılarımla. |